Amen Değ Hay Ga

Standard

Amen Değ Hay Ga (*)

Acılarla yoğrulmuş bir coğrafyada acılardan uzak yaşamaya çalışmak pek de mümkün olmuyor günümüzde. Acılarla acı çekmeden yaşamak ise bazen acıları tazelemeden olmuyor. Yüzyıl(lar) önce yaşananların, günümüzde yaşananların göstergesi olduğunu anlayabilmek için ise biraz tarih bilgisi ve bolca vicdan gerekiyor sadece. İşte bu vicdana sahip insanların bir arada olması ise insan olabilenin yüreğini hafifletiyor.

27 Eylül Cumartesi günü Lozan’da düzenlenen “Dersim Ermenileri Dayanışma Günü” işte tam da bu sebeple çok önemli idi. İçeriğin gözardı edilemez zenginliğinin yanında, dayanışmanın öneminin, tarihin tekerrürden ibaret olduğunun da vurgulanması geceye renk katıyordu.

İsviçre Ermeni dini lideri Kusan Alcanyan’ın konuşmasıyla başlayan etkinlik, Dersim Ermenileri Derneği başkanı Istepan Cem Halavurt ve Almanya Dersim Ermenileri Derneği Başkanı Rober Recep Kayan’ın konuşmalarıyla devam etti. Derneğin kuruluşu, bakış açısı, amaçları, faaliyetleri hakkında ayrıntılı bilgiler veren Halavurt, 19 Ocak’ta Hrant Dink’in katlinden sonra derneğin çalışmalarının hızlandığını ve Dink’i canlı tutup tekrar yaşatmanın önemini vurguladı. Kendi kültürünü tanımak, ermeni kimliğini sahiplenmek, Ermenistan’la sosyo-kültürel ilişki içinde olmak ve bu hedefleri gerçekleştirmek için uluslararası akademik bir sempozyum yapmak; kilise/manastır/okulların restorasyonlarının yapılıp kültüre kazandırılması; Dersim’e üretken insanların hayvancılık, şarapçılık, arıcılıkla geçimlerini sağlayacağı, şapelli, manastırlı, mezarlıklı bir ermeni köyü kurulması ve bu köyün Ermenistan’daki bir köyle kardeş köy ilan edilmesi gerektiğini söyleyen Halavurt, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Ermeniler açısından Anadolu’nun uyanışı başlamış ve Dersim ermeniler bu başlangıçta yerini almıştır.”

Sözü Halavurt’tan alan Kayan ise Dersim’e gelen soykırımın kendini gösterdiğini, bunun başlıca sebeplerinden birinin ise, iş güç sahibi ermeni burjuvasisinin 1. Dünya Savaşı başlangıcında maddi güçlerini yanlış kanalize etmeleri olduğunu, bu hatanın günümüzde de devam ettiğini söyledi. Tarihini öğrenmek isteyen Dersim haylarının en büyük sorununun, tüm kaynakların ermenice olduğunu belirten Kayan, ölümü köleliğe tercih eden Musadağ’lıların bugün hala ayakta olduklarını ancak paralarını yanlış kanalize eden ermenilerin isminin bile bilinmediğini hatırlattı.

Uğur Egemen İres’in kısa filmi “Meğer”le devam eden etkinlikte, Hasmik Harutyunyan ve Şoğagn Ansamble’ının ezgileri geceye hüzün kattı. İlk şarkı olan Sareri Hovin Mernem’i Hrant Dink için seslendiren Harutyunyan, mütevazı tavrı ile de dinleyicilerin gönlünde taht kurdu.

“Yaralarımız Kardeştir” konulu panele katılan Ayşe Hür, Hovsep Hayreni, Sarkis Seropyan ve Erdal Doğan, panel sonrası da katılımcıların yoğun ilgisiyle karşılaştı.

Dersim’in tarihine değinen Hayreni, bilinmeyen konularda oran, rakam vermenin yanlış olduğunu belirtti. 1915’te Dersim Kızılbaşları ile solcu/devrimci ermeniler beraber hareket edebilselerdi birçok şeyin yaşanmayacağını, dün yaşananların bugün yaşananların göstergesi olduğunu ifade etti.

Hallaçoğlu’nun söylediği tek doğru olan “Dersim Alevileri’nin yüzde doksanı ermenidir” cümlesine ve dillere yerleşmiş “%99u müslüman olan Türkiye” kalıplarına vurguda bulunan Seropyan, ermeni tarihinden yola çıkarak, aslında Doğu Anadolu’nun kadim halklarının ermeniler ve kürtlerin olduğunu; ermenilere en büyük kötülüğü yine ermenilerin yaptığını, bunun neticesinde, mesela, paganlıktan hristiyanlığa geçişte dışlananların, hristiyanlığı terk edip başka din ve mezheplerle yaşamlarına devam ettiklerini vurguladı.

Ayşe Hür ise konuşmasında, sosyo-politik ve güncel şartlara göre kimliğin göreceliliğine değindi ve aslında istenirse birçok kimlikle de yaşanabileceğini belirtti.

Avukat Erdal Doğan, söylediği gibi, dinleyicileri hukuki kavramlarla boğmadan, olayın hukuki boyutuna ve soykırım mağdurlarının haklarına değindi. Soykırım propagandasının yapılmasının, soykırım kadar suç olduğunu söyleyen Doğan, Dersim Ermenilerinin, özellikle Cenevre, Birleşmiş Milletler’e aleviliğin tanıtmasının ve diasporada bir televizyon ihtiyacının gerekliliğine vurgu yaptı.

Ahmet Aslan, Gule Mayera, Jazzpiya, Necati Teyhani’nin dinletileri, Arax folklor grubunun dansları ile devam eden gece, dede-torun Civan Kasparyan’larla daha da renklendi. Sempatik tavırları, ilerleyen yaşına rağmen gecedeki performansı, başta torunu olmak üzere destek olup yetiştirdiği gençlere verdiği imkanlarla da gönüllere taht kuran dede Kasparyan, gecenin finalini Mayrig şarkısıyla yapınca ayakta alkışlandı.

Gecenin en duygusal konuşmasını yapan Rakel Dink ise, 2005’te Bilgi Üniversitesi’nde yapılan Ermeni Konferansı sebebiyle dönemin meclis başkanı tarafından “hain” olarak damgalanan Hrant Dink’i hatırlatarak “Burada da aramızda daha çok hain var” diyerek, dinlemeye bile tahammül edilemeyecek soykırım ve zulüm hikayelerinin gerçekte yaşandığını belirtti. Kılıç artıklarının köklerini arama ihtiyacının insanı özgürleştireceğini söyleyen Dink, Dersim ermenilerine ancak bu yolla özgürleşebileceklerini, korku ve endişelerini yenebileceklerini vurguladı. Rakel Dink, konuşmasını bitirdiğinde dakikalarca ayakta alkışlandı.

Gece, Hasmik Harutyunyan’ın hareketli şarkılarıyla ve halaylarla son buldu.

(*) Her Yerde Ermeni Var (Ermenice) Vahram Mavyan’ın öykü kitabı

Not: bu yazının edit edilmiş hali 3.10.2014 tarihli Agos gazetesinde yayımlanmıştır. (Agos Haberi)

20141003-152917.jpg

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s