Eğitim Şart – 1

Standard

Malum, gurbet kuşunun kendinden çok hatta kendinden öte düşündüğü tek varlğı evlatlarıdır. Hani tüm bu gurbet travmalarının sebebi kendisiyken, bari sonucun hayırlı olacağı birilerinin olması önemli, ki çocukların iyi şartlarda yaşaması, hatta kısaca YAŞAYABİLMESİ, bu kadar acıyı çekilir hale getirebilecek tek sebeptir. Yani, “madem çekiyoruz bu zulmü, bari birileri sefasını sürebilsin” derken içten içe, yaşama sebepleri uğruna katlanılan gurbet zıkkımı bir mana kazanır.

Canım memleketimde pek sever yurdum insanı “Ama bak Avrupa’da şöyle, böyle, eğitim şöyle iyi, şartlar böyle iyi… ” diye atıp tutmaya. İşine geldiğinde “Havasına suyuna, taşına toprağına… ” kurban memleketine toz kondurmazken, eğitim için çocuklarını “yurt dışı”na gönderenlerin yaşadıkları paradoksu kör gözleriyle görebilmeleri elbette ki mümkün değildir. E benim de şu halimle bunu gösterebilmem namümkün olduğundan, ben kısaca o hayallerdeki Avrupa’nın eğitim şartlarından bahsedeceğim azıcık. Azıcık bahsedebilecek olmamın sebebi ise daha azıcığını gördük, ki bu kısa dönem, bir ürünün promosyon süreci olsa yemin ediyorum iade ederim ürünü kurtulurum bu azaptan.

Neyse, ne diyorduk? Eğitim…

Efendim, pek yaşanası memlekette, zorunlu eğitim yeni kanuna göre bir kuzu bu dünya üzerinde dördüncü şeref yılını doldurduğu günü takip eden Ağustos ayında başlayabiliyor. Başlayabiliyor dememin sebebi, yaşı gelen veletlerin evine bir mektup geliyor “De hayde yavru, okula… ” diye. Eğer ebeveynlerin ortak kararı, çocuğun henüz anaokul kıvamında olmadığı yönünde ise, bu mektupta “çocuğum henüz okula başlayacak olgunlukta değil, bir sene sonra tekrar yollayın lütfen bu nazik davetinizi” mealinde bir seçeneği işaretleyip mektuba eşlik eden posta pullu zarfa koyup bu dileğini, okul yönetimine geri yolluyor. Böylece, yaşının olgunluğunda olmayan veya henüz anaokuluna başlamak için çok küçük olan kuzulara bir yıl daha kazandırmış oluyor sevgili ebeveynler. İstatistikleri bilmem ama hem kendi çocuklarımdan, hem de arkadaş çocuklarından edindiğim izlenim, 4 yaşındaki bir kuzunun -istisnai durumlar hariç- İsviçre koşullarındaki anaokuluna gitmesi için bile henüz hazır olmadığıdır. Yine yaşadıklarımdan edindiğim deneyime göre, 4,5tan itibaren çocuk, tabiri caiz ise kıvama gelmiş oluyor. 4ünün başlarında anasınıfına alınan öğrenciler genelde anaokul ilk sınıfını tekrar okuyorlar, ki müfredat hep aynı olduğundan bu çok arzu edilen bir durum değil.

Ve işte o kıvamın tutturulduğu andan itibaren, hayat artık hem ebeveyn hem de çocuk için hiçbir zaman eskisi gibi olamayacak…

Şöyle ki; anaokulunun açıldığı günden itibaren, ailece yapılacak tatiller sadece okul takvimine uygun tarihlerde yapılabilecektir. Yani, yaz tatilini, bırakın birkaç gün, yarım gün dahi uzatmak sözkonusu olamayacaktır. Noel, Paskalya ve bilimum bayramlarda ucuz bilet bulup tatilin öncesinden/sonrasından merdiven usulü faydalanabilmek de hayaller dahilinde mümkündür ancak. Bunun dışında (ana)okul hayatı başlangıcından itibaren, diş bakımı, uyku düzeni, sağlıklı beslenme, yolda yürüme, trafik kurallarıyla başa çıkabilme, paylaşma, kişilerle sorunları tek başlarına çözebilme konularında akıl almaz bir eğitim süreci de başlamış oluyor.

Kısaca(!) anaokulu programına girelim bakalım el mi yamanmış yoksa bey mi… Ki bu program ve kurallar, ilk ve orta öğretimde adım adım ilerledikçe daha katılaşarak geçerliliğini sürdürecektir. Saatler ve aktiviteler kanton/şehir ve hatta köylere göre değişiklikler gösterebilir.

2 sene sürecek anaokulu hayatı, haftanın 5 günü, sabah (yine yeni kanuna göre) 8:15-11:45 arasıdır. Ek olarak iki öğlenden sonra da 1,5ar saat de okula giderler. Sınıflar ortalama 20 kişiliktir. 10 kişi anaokulu 1. sınıf, 10 kişi de anaokulu 2. sınıf öğrencisidir. Büyükler küçüklerin birnevi rehberidir ve her “büyük” bir “küçük”ten sorumludur. Özellikle okulun ilk günlerinde büyükler tüm zamanlarını küçüklere oyunun kurallarını anlatarak, göstererek ve uygulayarak öğretirler.

Anaokulları, nüfus oranına bakılarak bir şehirde birkaç tane olmak üzere, o anaokuluna yollanan her öğrencinin evine yürüme mesafesindedir. Atama, okul yönetimi tarafından, öğretim yılından önceki baharda yapılıp, her öğrenci en yakın mesafedeki anaokuluna yollanacak şekilde paylaştırma şeklinde gerçekleştirilir. Okula yürüyerek gidiş gelişlerin amacı, çocukları daha en baştan itibaren otonom yetiştirmektir. Bu konuda aklına kötü şeyler gelenlere hatırlatmak isterim ki bahsettiğimiz ülkenin adı İsviçre…

Çocuklar, ilk günden itibaren okula tek başlarına yürüyerek gitme konusunda çok sıkı bir şekilde desteklenirler. Çocuklardan çok ailelerin eğitilmesi gerekilen bir konudur bu. Belediye, okul yönetimi ve polis tarafından tavsiye edilmeyen yolculuk şekilleri, başta arabayla olmak üzere, bisiklet, paten ve trotinetle okula gidiştir. Bu konuda destek verilmezken, yine de ısrarla bu yöntemlerden birini kullanan öğrencilerin sorumluluğu aileye yüklenir. Okulun ilk haftalarında, daha önce belirlenen bir tarihte, ailelerin de katılabileceği uygulamali 3 saatte bir trafik polisi sınıfa misafir olup öğrenci ve velilere yolda yürüme, karşıya geçme konularında bilgi verir. Daha sonra tüm öğrenciler grup halinde ve tek tek şehrin en işlek caddesinde karşıdan karşıya geçme uygulaması gerçekleştirilir. Çocuklar için uygulaması, aileler için de seyretmesi çok keyifli bir üç saattir.

Trafik Eğitimi

Diş fırçalama konusunda da senede birkaç kez sınıfı ziyarete gelen diş hekimi çocukları ve velileri uygulamalı bilgilendirir ve üç ayda bir tekrar ziyaretleri yapıp çocuklarla uygulamalı florür tedavisini gerçekleştirir. Her öğrencinin anaokulunda bir diş fırçası bulunur ve tatlı yedikten sonra ısrarla diş fırçalaması veya en iyi ihtimalle ağzını suyla çalkalaması ısrarla tavsiye edilip sağlanır. Bunu öğrenen çocuğun bunu evde de uygulaması ise kaçınılmaz ve çok şahanedir. Verilen her lokmayı “bu tatlı mı? ” diye sorgulayan bir çocuğun ilerde diş sorunu yaşamaması da güzel bir sonuçtur.

Diş Fırçalama Eğitimi

Haftanın bir günü spora (anaokuluna en yakın ilkokulun spor salonuna), bir günü ormana, iki haftada bir kez de kütüphaneye gidilir. Bu gidiş gelişler anaokulu öğretmeninin sorumluluğundadır. 20 kişiyle bir öğretmen ilgilenir. Arasıra uygulamaya gelen stajyerler de destek kuvveti görevini alır. Orman dahil, hiçbir faaliyet yağmur, çamur, kar gibi doğal engeller sebebiyle ertelenmez, keyfi bir biçimde engellenmesi akıllara bile gelemez.

Spor Saati

Orman Saati

Doğayla İçiçe

Orman Yolunda

Tarihi Eser Gezisinden

Okula giriş her sabah bir seremoni şeklindedir. Öğrenciler sırayla öğretmenle tokalaşıp “Günaydın Bayan … ” (öğretmene soyismiyle hitap edilir ama siz değil, sen formu kullanılır) derler ve bunu törensel bir rutin haline getirmişlerdir. Sonra paltolar asılır, ayakkabılar çıkartılıp terlikler giyilir, eller yıkanıp çember şeklinde dizilmiş minik sandalyelerde herkes yerini alır. Herkesin okulda bir sembolü vardır ve bu sembollü bir çekmecesi, askısı ve sandalyesi vardır. Sandalyede o gün yapılacaklar, günün anlam ve önemi gibi konular konuşulup rutin oyunlarla güne başlanır. Sonra grup grup faaliyetlere dağılırlar.

Kitap Okuma Faaliyeti

Müzik Faaliyeti

Doğa Faaliyeti

Oyun Faaliyeti

Kahvaltı Faaliyeti

Kirlenmek Güzeldir Faaliyeti

Orman, spor ve kütüphane günlerinde 20 öğrenci ikili sıra halinde, yol tarafında büyükler, iç tarafta küçükler olmak üzere sıralı yürürler. Yaya geçitlerinde en öndeki öğrenci yola bakıp yol boş, müsaitse işaret çakıp grubu karşıya geçirir.

Doğum günleri her sene değişik bir törenle kutlanır. Bu törene velilerin katılabileceklari tek mekan evlerinin kapısıdır. Tüm öğrenciler o günkü doğum günü çocuğunu evinden alıp bir el arabasına oturtarak kapıda çığlık çığlığa çılgın bir happy birthday şarkısını seslendirerek okula geri yürürler. O gün iki seçenek sunulur. Ya anne evden bir kek, kurupasta yollar okula veya okulda doğum günü çocuğu en sevdiği arkadaşlarıyla kek, kurabiye pişirip afiyetle yerler. Tüm çocuklara yetecek miktarda elbette. Öğretmen tarafından hazırlanan küçük bir hediye de doğum gününün cilası olacaktır. Doğum günü çocuğunun eve ne kadar neşeli döndüğünü anlatmaya kelimeler yetmez.

Doğum Günü Çocuğunun Evden Alınıp El Arabasıyla Taşınma Merasimi

 

Doğum Günü Çocuğunun Pasta Yapım Faaliyeti

 

Doğum Günü Çocuğunun Hediye Saati

 

Doğum Günü Çocuğu En Sevdikleriyle

Sene boyunca, özel gün ve haftalarda değişik faaliyetler olur.

Noel zamanı, bir noel baba ormanda çocukları ziyaret eder ve çocukların kendi hazırladıkları elişi çuhadan çuvallara fındık fıstık ve sağlıklı abur cubur doldurup hediye eder. Çocuklar, haftalar öncesinden noel şiirleri ezberleyip noel babaya okurlar ve aferini kaptıklarındaki özgüven, gurur ve neşeleri akıllara ziyandır. Paskalya döneminde sınıfa tavşan getirilir, beslenip sevilir, yumurta boyanır ve paskalyaya has elişleri bu döneme uygundur.

Okulun kapanışına yakın, yaz başı, yine hava muhalefetinden bağımsız, çocuklar tren ve vapurla anaokulu gezisine giderler. Gittikleri şehirde (evet evet şehir değiştirirler) oradaki veya yine başka şehirden ziyarete gelen diğer anaokulu öğrencileriyle birarada oynarlar, mangal yapıp doğa keşfinde bulunurlar.

Okul Gezisi

 

Okul Gezisi

Okul Gezisi

Cadılar bayramı öncesi, bir akşam babalarla okulda buluşurlar ve okul yönetimi ve belediye tarafından organize olan bir akşam, fener alayı gerçekleştirilir. Ya kocaman bir yabani turp, ya küçük bir balkabağı veya yanmayan özel bir maddeden elişi eşliğinde bir fener yapılır ve içine mumlar yerleştirerek fener alayı boyunca belediyenin erkenden söndürdüğü sokak lambalarının karanlığında fenerlerle şarkılı türkülü bir yürüyüş gerçekleştirirler. Bu yürüyüşe şehrin tüm anaokulu öğrencileri katılır ve muazzam bir kalabalık, yürüyüş sonrası mangalda kızartılmış sosis-ekmek yiyip yanında sıcak bitki çayı içerler. Karnaval zamanı da çocuklar ve öğretmenler şahane kıyafetler eşliğinde sokaklara dökülüp diğer anaokulu öğrencileriyle birlikte yakın civardaki huzurevi, hastaneleri ziyaret edip şarkılar eşliğinde yürüyüş yaparlar.

Karnaval

Okulun kapanmasına yakın, önceden organize edilen ve velilere bildirilen bir akşamda ikinci sınıf öğrencileri okulda konaklarlar. Akşamüstünden okula getirilen hava muhalefetine uygun uyku tulumu, yatak, yorgan, battaniyeler eşliğinde çocuklar unutamayacakları bir gece geçirirler. Gecenin ilerleyen saatlerinde hava şartları uygunsa el fenerleriyle gezerler sokak sokak. O gece uyku saati oldukça gecikeceğinden ertesi gün okul saatleri daha kısadır. Evet evet akıllara ziyan…

Okulun son haftalarında bir futbol turnuvası düzenlenir. Katılıma göre akran grupları karşılaşmalar yapıp kazananlara kupa ve madalya dağıtılır.

Yine son hafta, tüm veli ve öğrencilerin katılacağı, öğrencilerin faaliyetlerini, velilerin de gururla saklı gözyaşlarını sergileyeceği bir piknik gerçekleştirilir. Bu faaliyet sırasında, daha önce okulu ziyaret eden profesyonel fotoğrafçının çektiği fotoğraflar satın alınabilir. Herkes evden bir yemek/salata/tatlı götürür. Meşrubatları okul yönetimi tedarik eder. Gerçekten çok keyiflidir. Kah okul bahçesinde, kah ormanda, kah tarihsel bir mekanda gerçekleşir bu faaliyet.

Sene Sonu Gösterileri

Kaba taslak anaokulu faaliyetleri bunlardır.

* * *

Anaokulundan önceki iki sene ise isteğe bağlı olarak oyun grubu yıllarıdır. Bu okul öncesi eğitim, özel olup, anaokulundan itibaren başlayan zorunlu eğitimden bağımsızdır. Anaokulundan ve devamındaki eğitim sürecinden farklı olarak okul öncesi eğitim paralı ve devam mecburiyeti olmasına rağmen daha esnektir. Oyun grubu seçimi ailenin elindedir. Fiyatına, evine yakınlığına, öğretmenine, mekanına göre seçim yapmak serbesttir. Parayı verenin düdüğü çaldığı izlenimi hakim görünse de, özellikle çalışan ebeveynlerin kurtarıcısı olan oyun gruplarına rağbet çok olduğundan bazen bir yıl sıra beklemek gerekebilmektedir. Bu gruplar ya bağımsız kişilerin veya derneklerin yönetimindedir. İsteğe bağlı olarak haftada 1-4 gun arası gruplar vardır. Bir günlük süre 3 saatten ibarettir. Bu gruplarda sadece oyun değil, anaokuluna hazırlık da yapılır. Mesela, ders başlangıcında minik sandalyelerde oturup günlük masal okuma, hal hatır sorma, günün konusu hakkında konuşma vs vs vs.

* * *

Bunlar madalyonun parlak yüzüne ait ince ve güzel detaylardı. Bir de akıllara durgunluk verecek minik detaylar var, ki onlar da bir sonraki yazının konusunu oluşturuyor.

Kısacası, devam edecek…

3 responses »

  1. Şimdiye kadar okuduklarımdan; küçük bir kız olarak İsviçre’de doğma isteği uyandı🙂 gerisini heyecanla bekliyorum, çok beğendim yazıyı, ellerine sağlık bidenem🙂

  2. Kiymetli Garine eline diline ve gozlemlerine saglik gercekten cok doyurucu ve ogretici bir gozlem olmus..umarim ilgililer gereken dersleri alir ve geregini yerine getirirler..saygilarimla

  3. Sevgili Garinecim, hersey cok guzel de 3 ayda bir cocuklara uygulanan florid dikkatimi cekti….Florid esasinda bildigin zehir….

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s