Kadın ve Adam – Son (4)

Standard

Arzu ettiğin şeyler, beklemekten vazgeçtiğin anda gerçekleşir.

Bu; hayatın ‘sen bakarken soyunamıyorum’ deme şeklidir.

(Zindan Adası)

Bu artık son içdökümüydü adamın. Bitirmişti artık içindeki kelimeleri kadın çünkü önce varlığı, sonrasında ise yokluğuyla. Uzun uzun düşündü ne yapacağını bütün gece. Hatta o kadın için bu kadar mesainin ne kadar fuzuli, geçirilen vakte de ne kadar yazık olduğunu farketti tam da o anda. Yazıktı, gerçekten yazık…

Sonlandırmanın vakti gelmişti artık tüm hukuku. Çok bile uzamıştı ya, neyse… Defalarca kırıla döküle parçalanan bir arkadaşlığın(!), bir dostluğun(!) adamın boş ama kadınınkinden çok daha kıymetli (nicelik olmasa da nitelik açısından kıymetli, aşikardı bu) vaktinden bu kadar çalması, adamın hayatındaki gerçekten kıymetli, verilen/verilmeyen değeri dibine kadar hakedenlere karşı büyük haksızlıktı. Adamın bu kadar yakarışına sessiz kalan kadının bu nankörlüğü (evet evet, kadın burda da haksızdı, adam değil aslında kadının kendisi nankördü, hem de ne nankör…) yenilir yutulur değildi artık. Sadece o mu? Ahlaksızlığı, arsızlığı hayat şekli edinmiş, bununla beraber kendine çok da ahlaklı, hassas, dürüst bir insan kılıfı hazırlayıp pazarlamasında çok ama çok başarılı bir insandan ne beklenebilirdi ki? Gözü körelmiş, dostluğu, arkadaşlığı, karşısındakini herşeyiyle kabul etmek sanan bir zavallı ne yapacaktı ki başka kabullenmek dışında, olduğu gibi, tüm günahlarıyla, tüm sevaplarıyla? Dostunun ahlaksızlığını bile üstlenip, haklı bulmadığı ‘haklı sebeplerine’ eyvallah derken, ‘sen bilirsin, senin hayatın bu’ya bağlamaktan başka?

Aslında adam çok da iyi anlıyordu olanları yeniden düşündükçe… Bu da bir yaşam tarzıydı, bu da bir hayat şekliydi. İnsanların acılarından nemalanmak, kendi acılarına ortak ederek insanları, vicdanlarının en yumuşak yerlerinden oltaya takıvermek de hüner isterdi ve kadının bu konudakı başarısı takdıre şayandı… Ama adamın uyanış vakti gelmişti artık ve bu saçmalık bir şekilde hayatından, kadının anlamsızlaştırdığı, varlığıyla düzensizleştirdiği, ara ara karmakarışık ettiği, aslen çok ama çok da güzel olan hayatından çıkmalıydı… Çıktı da…

Ve evet, kaçınılmaz sona gelmişti adam, beklenenden çok daha çabuk, çok daha kısa zamanda hem de. Artık hayatından olduğu kadar düşüncelerinden de çıkma vaktiydi kadının. Aslında adam, kadının, bırak hayatından çıkmayı, hayatına girememişti bile. Tüm olanlar boktan bir yanılmaca oyunuydu, hepsi bu. Adamın hayatındaki eksikliği farkeden kadın, herkese yaptığı gibi, hayatındaki en eksik duyguyu, en eksik kişiyi doldurmaya başlayıp, adam misali birtakım zavallılarda, boktan bir hayatı renklendirdiği fikrini uyandırarak, hayatını insan duygularının, en insani duyguların ve duygu sahiplerinin üzerine basa basa, acımadan sürdürüyordu. Adam kadına bu dipsiz hayatında başarı(sızlık)lar dilerken, kendi hayatını ayağa kaldırmaya doğru yola koyuldu, nöropeptitlere destek olsun diye en azından…

Yalnız ama en azından kösteksiz.

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s