Sana Boncuktan Kuş Yaptım…

Standard

Neylan Yılmaz’a

Kimilerimiz için illa ki hatırlanası değildir bazı özel günler. Doğum günleri, yıldönümleri, çocuğunun-çoluğunun, anasının-danasının, eşinin-dostunun muhtelif önemli tarihleri önemsiz olabilir kimimiz için. Kimimiz ise bunları gri hücrelerinin hal ve gidişatına göre beynine, ajandasına, mailbox’una, facebook’una, ya da herhangi bir book’una kaydeder, binbir alarm kurar, yıllık repeat mode on yapar vs vs. Bırakın hangi tarihte olduğunu, sık sık hangi mevsimde bile olduğunu unutabilen gri hücre noksanı biri için ise tüm imkanları zorlama vaktidir. Yani hem alarmını kurar, hem facebook’a bakar, hem diğer application’ları kollar, elinden geleni ardına komaz unutmamak, daha doğrusu hatırladığını gösterebilmek için. Velhasıl o kadar abartır ki, taa Nisan 22’den başlar kutlama alarmları, nedendir bilinmez(!).

Sütten ağzı yanan salak yoğurda üflemeyi unutunca yanabilir doğal olarak. Ağız yanınca ‚lan bida’a yoğurt yiyenin’ diye boru boru söylenebilir de. Eninde sonunda doğru yapacağına inanarak, bu kadar da olamaz ki, hiç mi düzgünü çıkmayacak lan karşıma diyerek hayıflanmak yerine, insanlığa inanmayı sürdürür o yiğido. Ve bir gün bir geyikle karşılaşır anadın mı. Karşılıklı dertleşme (en sanalından) dışında bir paylaşımları olmayacaktır mesafelere bakılırsa. Ama gel gör ki mesafeler de katetmek içindir. Tıpkı, paylaşımların bir süre sonra, sanal bir arkadaşlığı, güzel bir dostluğa çevirebildiği gibi. Arkadaşlıklarını sanal alemde çıkar ilişkisine çevirip, çıkarına uygun davranmayanları ‚silen’ iletişim beceriksizlerine inat, biz senle aynı tencereden sarma yedik mesela… Aynı çorbanın sıcaklığı ikimizin de hem içini hem yüreğini ısıttı. Kimse kendini öyle heryerde ‚evinde’ hissetmez, hiç yalakalığa lüzum yok. Ama insan ayrılırken ‚nasılsa geri döneceğim’ diyerek veda etmeyi bile unutuyorsa, aslında bunun sadece bir ziyaret olduğunu hatırladığında da kelimeler boğazında düğümlenince, kazın ayağının aslında öyle olmadığını da anlayıveriyor şappadanak…

Hani şappadanak dedim de aklıma geldi, doğum günün şappadanak kutlu olsun Neylan’ım, ceylanım, geyiğim, pek bi kıymetli canımın içisinin en bi nadide kaplayanı (oha bu ne demek lan?)… En kötü gününde ahanda duvarını kaplayan onlarca, yüzlerce iyidileği, güzel sözleri, sıcak mesajları hatırla he mi?

Hem çok değil birkaç yıl sonra Ferikızı büyüyünce, aklı zaten eriyor ama eli kolu da daha ermeye başlayınca sana hayatının en güzel doğum günlerini yaşatacak… Senin O’na hayatının en güzel günlerini yaşattığın gibi…

Mailmiş, duvarına yazmakmış, şarkılar türküler, boncuktan kuşlar yollamak dışında da bir atraksiyon bekliyorsun benden, ve eğer o atraksiyonu yapmazsam hayatından (evet evet kimi zavallılar için hayat facebook’tan ibarettir) sileceksin beni, biliyorum (hö de bakem?) O yüzden zorlaya zorlaya yazdım bunu… Yok lan şaka yapıyorum manyak mısın? O yüzden zorlamadım… Aman neyse işte, böyle geldi bugün, idare ediver, seneye boncuktan kuşun gagasını gözüne sokarım inşallah, maşallah vs vs vs.
Lan, harbiden ha, iyi ki doğmuşsun lan Neylan; iyi ki de varsın hayatımda…

Hayde, sulandırmayalım, selametle…

27 Mayıs 2012, 23:54 (ahanda son 5 dakkaya yetiştirdim)

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s