Gurbette Sürünmek

Standard

Sürünmek evet. Aynı bir yılan ya da bir timsah gibi, daha da düşürürsek çıtayı, bir solucan misali sürüne sürüne ilerlemek hayatta. O da ilerleyebilene…

Hani gurbette herşey daha bir zor oluyor ya, sürünmeyi bile edebiyle yapamıyor insan. Memleketteyken yorgunken bile hoplaya zıplaya arşınlanan yollarla, gurbette aşılacak 20 metre mesafedeki sürünmenin karşılaştırması bile yapılamaz, ayıptır günahtır. Yorgunluğun güce dönüştüğü, bir sonraki günün planının günün tüm yorgunluğunu attırdığı yere memleket; basit bir yorgunluğun insanı bütün bir gece uyutmadığı yere gurbet diyoruz umutsuzca.

Tam bu sürümcemenin merkezinde güle oynaya da olsa gizli bir korkuyla gidilen bir hastane düşünün mesela. Gurbetimde hastanelere refakatçi kabul edilmiyor çünkü bu iş için eğitilmiş 50 hemşire var bir katta. Oda sayısı 12, ful olduğunda hasta sayısı 24. Aynı anda 8-10 hemşire koşturuyor ortalikta. Özellikle yaşlılara özel ihtimam gösteriyorlar. İstisnalari saymazsak bildiğin başını okşuyorlar hastanin. Kalp sıkışması sebebiyle acil CT’ye alınıp verilen ilaca vücudunun verdiği tepkiye (kan kusmak) kızan hemşire de bir istisna… Neyse… Refakatçi… Yok kardeşim, olsa tükkan senin diyecekler neredeyse. Yalnız ölmeye alışmış bir halkın “hastayım yalnız kalmıyım eşim yanımda olsun”u anlayacağını mı düşündünüz? Polyanna kadar safsınız sayın okur…

Refakatçi yok ama ziyaretçi var. Belirlenen ve uyulması gereken saatler içinde elbette! Bir yan yatak komşum oldu ki akıllara ziyan ey okur. İsminden anlaşılıyor, bildiğin yurdum insanı. Apak saçlı, nur yüzlü, epey yaşlı, takma dişli zayıf bir hatun. Sonradan adının Adelrica Gertrud Wagner olduğunu öğrendiğim nur yüzlü teyzemi bir gün içinde 2 rahibe iki papaz ziyaret edip telefonlarını “Rahibe Adelrica” diye açınca nihayet mesleğini de öğrendim. Neden depresyona girdiğini anlayamadığını telefonda öyle bir güzel anlattı ki ben bile anladım… En dehşet olay da kadıncağıza “ne güzel, birsürü ziyaretçiniz var, ben kimse gelmesin beni bu halde görmesin diye kimseye haber etmedim” dediğimde “ama arkadaşlar iyidir”e bağlayıp, pek de tanışı olmayan ziyaretçilerden birinin çok sevdiği oyunu getirdiğini anlatmasi. En sevdiği oyun okey çıkınca yaşadığım dumuru hangi aklıselim tasavvur edebilir bilemiyorum…

Neyse… Sürünmek… Yaşlı rahibe Adelrica’nın hayata nasıl tutunduğunu gördükçe benim koparmaya çalıştığım pamuk ipliğime bakıp utandım. Ama dostlar candır, ama arkadaşlar iyidire bağlamaya çalıştığımda ise kalan bir avuç insanımın çabası sabah ettirdi….

Ne demişler? Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi… Bi sıhhat bi de can’lar eksik olmasin hayatlarınızda… Ha bi de düşerseniz hastane köşelerine, refakatçileriniz…

Hayde selametle…

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s