Gurbette Arkadaşlık

Standard

‘Ama arkadaşlar güzeldir…’

Bugün, Gurbet Kuşu, hasretini çektiği memleketinden sesleniyor sana ey okur. Moda’da deniz havasını, şehir hatları vapurunda yosun kokusunu, metroda telaşı, takside dalaşı, uçakta rötarı, otobüste tıkışı, meyhanede kadeh tokuşunu, lakerdanın hasını, simitin çıtırını, poğaçanın ılığını, iskenderin alasını, çayın demlisini, kahvenin en telfelisini sindirmekle meşgul günlerdir. Dönüş günü yaklaştıkça bir hüzün, bir telaş, bir sevinç, bir ümit(sizlik), bir özlem, bir koşmaca kapladı günlerini…

İnsan, varlığına alıştığı arkadaşları hep yanında olsun ister. Araya mesafeler girince, gözden ırak gönülden ırak olur mu acaba diye de merak eder. Bir süre sonra, araya mesafeden çok vakit girince ıraklık iyice artar arkadaşlar arasında. Yanıbaşında olamayanların hasreti eklenir sevdiği şehrin, sevdiği ailesinin ve sevdiği herşeyin hasretine. Ve an gelir, keşkeler konuşmaya başlar insanın iç dünyasında.

Bir dostu olmalı insanın demiş ya Can Dündar, düşünmeden duramıyor insan olan, olabilen; dost dediğin yanıbaşında mı olmalı, yoksa mesafelere rağmen insanın yanında olabilir mi dostum dedikleri? Oysa ki dost her an yanında olandan çok, varlığını her anında yanında hissedebildiğindir. Yani dokunamasan da, başını göğsüne, omzuna yaslaman gerekiyor mu illa ki dostumsun dediğin insanın?

Hayat arkadaşını bile internetten bulan bir insanı, internetin kötü bir halt olduğuna inandıramazsınız. En habis ruhlusunu bile çıkarsa şu internet karşısına, salak polyanna hep iyilerin çoğunlukta olduğuna inanır. Gün gelir, öyle insanlarla karşılaşır ki, evi evi olur, hayatı hayatı. En daraldığı anlarda kendini sanal arkadaşlarının kollarına atar yanıbaşındakileri bırakıp. Sıcak bir bahar günü, en kısıtlı döneminin en güzel günlerini sanal olmaktan çıkamadığı iddia edilen sıcacık dostlarıyla geçirir. Dostunun çocuğu kendi çocuğu olur o kısıtlı zamanda. Onun mutfağı kendi mutfağı, onun salonu kendi salonu, nihayetinde, onun hayatı kendi hayatı olur bir anda. O kadar alışır ki iki kısa günde beraberliğe, ayrılırken, ayrılıktan öte, kısa bir geziye çıkmış da yine dostunun evine, yani kendi yuvasına dönecekmiş hissiyle ayrılır, vedasını bile edemez bu düşünceyle donanan aklı, fikri ve hisleriyle.

İşte bu şartlar altında, ‘ama arkadaşlar güzeldir’e bağlar tüm benliğiyle. Araya giren mesafeleri yoksayarak her sıkıştığında ona koşar, her sevincini onla paylaşıp her derdinde ondan medet umar. Bilir çünkü arkadaşının her derdiyle dertlendiğini. Sarhoşken saracağı ilk arkadaş da odur… Öpüjemmm’li sms’lerin adresi bellidir zaten. Arkadaşının bebesiyle hastalanır, onun yorgunluğuyla yorulur. Tüm bu duyguların karşılıklı olduğunu bilse bile, bir nebze bile merhem olamadığı için arkadaşının yarasına, dövünüp durur içsesi eşliğinde.

İşte bu şartlar altında dahi vazifen, ey arkadaş, Gurbet Kuşu’na herşeye, herkese ve her engele rağmen onun yanında olduğunu hissettirmektir. Aksi taktirde biliyorsun ki Gurbet Kuşu, evinde, dününde, yarınında seni hep özleyecektir.

Öyle işte…

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s