Destek Çağrısı!

Standard

Bir Kökenlere Dönüş Hikâyesi;

Tuzla Ermeni Çocuk Kampı (Kamp Armen) 1963 yılında, çoğunluğu Doğu’dan gelen yetim Ermeni çocuklara eğitim ve barınma imkânı sağlamak amacıyla kuruldu. 1983 yılında kapatılana kadar yüzlerce yetim çocuğun evi, ailesi oldu. Sıcak bir yuva sunmanın ötesinde, çocukların kendi dillerini ve kültürlerini tanıyarak, öğrenerek yetişebilmelerini sağlamak gibi anlamlı bir amaca da hizmet etti. Yaz-kış kampta yaşayan öğrenci sayısı sınırlı olmasına rağmen, her yaz İstanbul civarındaki çeşitli Ermeni okullarından gelen yetimlerin ve yetim olmasalar da, yoksul ailelerden gelen çocukların yaz aylarında buluştukları, çocukluklarının en kıymetli yıllarını, en renkli anılarını yaşadıkları bir yer oldu.

Kaybolmayın Çocuklar işte o en kıymetli yılların, en renkli anıların yitik mekânının, Kamp Armen’in filmi. Yirmi beş yılı aşkın bir süredir atıl bir şekilde bırakılsa da hâlâ içinde o günlerin aydınlığını taşıyan; camı, çerçevesi olmayan pencerelerinden bakarken sanki aniden koşarak birkaç çocuk avludan geçecekmiş gibi; boş koridorlarında yankılanan ayak seslerinize kahkahalar, şarkılar karışacakmış gibi; adeta her kapısı yıllar öncesine açılıyormuş gibi hâlâ yaşayan, büyülü bir mekân.

 

İşte bu nedenle filmi Kamp Armen’in bugününde çekmeye, yitirilen bütün o kıymetli anları, anıları yoklukları üzerinden anlatmayı seçtik. Bu yüzden hikâyeyi Kamp Armen’de büyüyüp, yıllar sonra yitirdiklerini aramak, anılarını, kökenlerini ve her şeyden önce de birbirlerini bulmak üzere Kamp Armen’e dönen iki kardeş üzerine kurduk… (*)

* * *

Kamp Armen’i duydunuz mu hiç? Peki Tuzla desem? Hrant Dink desem?

Bugünlerde Kamp Armen’le ilgili hummalı bir çalışma var. Garabet Orunöz ismi bazılarınıza aşina geliyordur belki. Hatırlayalim: Cemile Bayraktar’in Mayıs’ta ‚Bu Acı Kimin? –Türkiye’de Ermeni olmak…‘  başlıklı bir söyleşisi yayimlandi. (**) O söyleşiden öğrenilecek çok şey vardı elbette. Bunun dışında söyleşide de filmin bahsi geçmişti gözünüze çarptıysa. Sonra AGOS’ta haberini okuduk. Ben bu yazıyı hazırlaren, onlar, Garabet Orunöz ve Gülengül Altıntaş başta olmak üzere, tüm ekip canla başla çalışıyor, çabalıyor. Tüm teknik ve bürokratik hazırlıkları bir kenara bırakırsak şimdilik, Kamp Armen / Kaybolmayın Çocuklar bir sponsor arayışında hala. Maalesef çalınan kapılar açılmıyor maddiyat mevzubahis olduğunda. Sponsor olacağını söyleyen kuruluşlar nedense cayıyorlar bu teşebbüslerinden. Homofobik korku yine başgösterdi, belli!

Böyle bir çalışma, bir tanıtım, bir belgesel, nihayetinde geçmişin önemli bir mihenk taşının hatırlanması için ne yazıktır ki sponsor bulunamıyor. Yürekle yapılan her işe köstek olan maddiyat burada da keskin dişlerini gösteriyor. Maalesef herşey maddiyatta tıkanıp kalıyor. Herkes gönüllü çalıştı diyelim, peki ya ekipmanlar ve vergiler? Evet, ‚suyla çalışmıyor bu meret‘ maalesef…

Aslında çok da birşey değil istenen. Misal, diaspora bu tutarı isterse hemencecik toparlar. Proje, 39,000 TLye mal oluyor. Bunun6,000 TL’lık kısmı, Ermenistan Türkiye Sinema Platformu tarafından destek olarak veriliyor. Proje ekibi, bu hafta başına kadar umutla ve merakla Kültür Bakanlığı desteğinden olumlu bir haber çıkıp çıkmayacağını bekledi. Tahmin edilebileceği gibi destek sağlanamadı.

Proje, manevi yönden olduğu kadar arkasındaki ekiple de etkileyici. Destekleyen ve kamera arkasında gönüllü çalışacak 20 akademisyen Türkiye’nin en iyi dört üniversitesinin sinema televizyon bölümünden. Ermenistan’dan gelecek oyuncunun konaklaması da gönüllü bir dost tarafından karşılanacak. Yani demem o ki, ekip daha fol-yumurtayı bile görmeden canla başla çalışmaya başladı, ilk günkü şevk, heves ve hırsla da devam ediyor yılmadan, bıkmadan ve en önemlisi ümitsizliğe kapılmadan.

* * *

Geçtiğimiz hafta sonundan beri, projeye destek verenler, gönülden bir yardım kampanyasına odaklandılar. Baktılar ki sponsor bulunamıyor, Kültür Bakanlığından destek yok, herkes elini vicdanına koydu. Kaybolmuş umutları hala insanlığın ölmediğine inandırmak için aslında bu çaba. Belki ihtiyaç duyulan miktar yine toplanamayacak ama üç maymunu oynayan yüreksiz, riyakar ölüsevicilerin duyarsızlığına inat, bir çaba gösterilmiş, vicdan rahatlatılmış, ‚bakın sizin kılınız kımıldamıyor, destek olamıyorsunuz köstek de olmayın, biz hallederiz‘ denmiş olacak, böylece insanlık hatırlatılmış, Hrant’ın rüyasını gerçeğe dönüştürmek için çaba harcanmış olacak. Bu işe gönülden destek verenler arasında, isminin anılmasını arzu etmeyen işadamlarımız, evhanımlarımız, emeklilerimiz, Vanklist adlı Yahoogroup’ta birarada bulunan Tıbrevank mezunları ve sempatizanları, Paris Surp Khaç Tıbrevank Derneği, dünyanın dört bir yanından, Avustralya‘dan Amerikaya, Isviçre’den Türkiye’ye, Fransa’dan Ermenistan‘a gönüllü vicdanlılar, Vakıflıköylüler, yeni kurulmakta olan MalatyaHay Derneği gönüllüleri, geçtiğimiz aylarda kaybettiğimiz Murat Kılıç’ın arkadaşları , dayanışmaya şahit olup ‚çorbada bizim de tuzumuz bulunsun‘ diyerek katılanlar, insanın yüreğini ısıtacak destekler var…

* * *

‘Kaybolmayın Çocuklar’ı 2011 Ocak’ta, Ermenistan Altın Kayısı Film Festivalinde, Mart ayında da İstanbul Film Festivalinde seyredeceğiz, diğer ülkelerde gösterim için bilgi beklenmekte.

Şimdi ne yapmalı? Bu güzelim projeyi heba mı etmeli yoksa ittirerek, kaktırarak yoluna devam mı ettirmeli? Heba edilen, bir projeden öte Hrant’in rüyasi değil mi sizce de? Yani saygımızı sevgimizi sadece yazarak çizerek, cenazede yürüyerek mi gösteriyoruz, yoksa ‚Kırlangıcın Yuvası’nı tanıtarak, çocukların kaybolmasını engelleyerek mi? Hadi, son bir çaba, hayaller gerçek olsun, çocuklar kaybolmasın, kırlangıç yine gelsin yuvasını bulsun koyduğu yerde. Hadi bir el atalım, bir küçük destekle belki de birkaç adım attıracağız bu projeye.

Garabet Orunöz der ki; 5,000 veya 10,000 verip de, ‚birileri bir filim mi ne yapacakmış, geldiler 5- 10 bin verdim yolladım!‘ diyenlerin vereceği desteğin hiçbir önemi yok; 50 Euro , 50 $ veya 50 TL verip de ‚Ben de “Kaybolmayın Çocuklar” filmine destek vermiştim, ne oldu acaba?‘ diye merakla bekleyenlerin yardımları çok daha kıymetli. Dayanışmanın ortaya çıkardığı film olacak bu. Beş kişi değil, binlerce kişi gururlanıp filmine sahip çıkacak. Bizim için önemli olan budur; çok kişinin sahiplenmesi, çok kişinin izlemesini sağlar; çok kişi izlerse, çok kişiye anlatır, çok kişi dinlerse, kamuoyu oluşur, ‚NEDEN el kondu?‘ diye bir soru da sorulur. Süremiz çok kısıtlıdır. Bu ayın son haftasına kadar vaktimiz var. (*)

Elimizi vicdanımıza koyup bir düşünelim kim nasıl yardım edebilir diye. Ve elimizden geleni ardımıza koymayalim… Geç kalmadan, ah vah etmeden önce, haydi, su projeyi gerçeğe dönüştürelim. Hrant’ın hayali olan ‚KAMP ARMEN’ filmine destekle, bir hayalin dayanışmayla da gerçekleştirilebileceğini ispatlayalim, haydi…

Her  türlü yardım, soru ve bilgi için Garabet Orunöz’le iletişim kurulabilir: garabet44@yahoo.com


(*) Garabet Orunöz’ün kaleminden

(**)http://www.derindusunce.org/2010/05/12/bu-aci-kimin/

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s